Toplam 2 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 2 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: Nasreddin Hoca Fıkraları

  1. #1

    Smile Nasreddin Hoca Fıkraları

    NASREDDİN HOCA FIKRALARI
    SIĞ SUDA YÜZMEK
    Nasreddin Hoca bir gün evine dönerken taşa takılmış ve su birikintisine yüzüstü düşmüş. Hoca'yı bu halde gören bir adam:
    " Oldu mu Hoca, bir karış suda yüzülür mü? Madem yüzecektin derede yüzseydin, demiş.
    Bunun üzerine Hoca:
    " Derede herkes yüzer. Önemli olan, böyle sığ suda yüzmektir, diyerek cevabı yapıştırmış.


    SEBZELİ KAVUK ÇORBASI
    Nasreddin Hoca kuyunun başında durmuş aşağı bakarken kavuğunu düşürmüş. Kuyu derin inip alamaz. Kavuksuz eve gidemez. Soran olsa kavuğumu düşürdüm diyemez. Alay ederler. Bahçeden marul, maydanoz koparmış. Küçük parçalar halinde kuyuya atmaya başlamış. Burada ne yapıyorsun Hoca, diye soranlara, akşam yemeği için, sebzeli kavuk çorbası hazırlıyorum, demiş.
    Adamlar, kuyuya bakıp, olabilir, deyip gitmişler. Hava karardıktan sonra Hoca kimselere görünmeden evine varmış.


    HOCA ORMANDA KAYBOLDU
    Nasreddin Hoca, Çarıklı Köyü'ne giderken ormanda kaybolmuş. Birkaç adamla karşılaşmış ama adamlar kaybolduğuna inanmamışlar.
    " Koskoca Nasreddin Hoca ormanda kaybolmaz.. Sen buraları avcunun içi gibi bilirsin," demişler.
    Nasreddin Hoca bakmış olmayacak fikir değişikliğine giderek diğer karşılaştığı adamlara, nereye gidiyorsunuz? diye sormuş. Bir iki derken, üçüncü adam Çarıklı Köyü'ne gidiyorum, demiş.
    Bunun üzerine Hoca, hah, ben de o köye gidiyordum, deyip adamla birlikte köye gitmiş.


    YALAN SÖYLEME YARIŞMASI
    Akşehir'de en iyi yalan söyleme yarışması düzenlenir. Yarışmaya Nasreddin Hoca da katılır. Yarışmacılar, sırayla birer yalan söylerler. Sıra Hoca'ya gelince şu yalanı söyler:
    " Ben büyük bir yalancıyım. "
    Nasreddin Hoca'yı doğru sözlü olarak tanıyan halk jürisi, Hoca'yı birinci seçer. Böylece Hoca ödül olarak verilen eşeğe biner ve evine doğru yola koyulur.


    PAPAĞAN
    Nasreddin Hoca pazarda görüp beğendiği fiatı yirmi akçe olan konuşkan papağanı uzun pazarlıktan sonra beş akçeye alır. Fakat papağanı evde bir türlü konuşturamaz.
    " Ey papağan, neden böyle yapıyorsun? diye sorar.
    Papağan:
    " Bak Hoca, beni ucuza kapatıp beş akçeye aldın. Dünyada bir tek uyanık sen misin? Eski sahibimi buraya getir. Gözümün önünde on beş akçeyi ver. Söz sana sabah akşam susarsam namerdim. "
    Hoca adamı bulup evine getirir ve papağanın önünde on beş akçeyi verir. Bunun üzerine papağan neşelenir ve konuşmaya başlar. Anlatır da anlatır. Dört gün sonra Hoca çaresiz papağana yalvarır:
    " Papağan, ne olur, sus artık!. Günlerdir uyuyamadım. Al şu iki akçeyi, " der. Papağan akçeleri alır ve susar. Nasreddin Hoca uykuya dalar ve ertesi güne kadar deliksiz bir uyku çeker.


    ARAZİ ANLAŞMAZLIĞI
    Nasreddin Hoca, Akşehir'de kadılık yaparken birbirlerinden şikayetçi olan iki adam huzura gelir. Biri, bana borcu vardı, ödemedi. Ben de borcuna karşılık tarlasının bir kısmını çitle çevirdim, der. Öteki, doğru, borcum var, ödeyemedim ama tarlamın bir kısmını sahiplenmesi doğru değil, der. Hoca olay yerine iki adam ve şahitlerle gider. Çiti kaldırtır. Alacağın var ama böyle yapman yanlış, der. Borcu olan adama, sen de borcunu öde, der. Adam, param yok, der. Nasreddin Hoca, paran yok ama malın var. Tarladaki buğdayı sat, der. Orada bulunan şahitlerden ve meraklı köylülerden buğdayı satın alan çıkmaz.
    Bunun üzerine Hoca tarladaki buğdayı ortalama bir fiata satın alır. Adam, paranın bir kısmıyla borcunu öder. Böylelikle mesele tatlıya bağlanır. Olanlar kısa zamanda Akşehir'de kulaktan kulağa yayılır. Herkes, bravo şu Nasreddin Hoca'ya, der.
    Davaların kısa sürede sonuçlanmasının ve adaletin yerini bulmasının halkın yararına olduğu bir kez daha anlaşılır.


    YÜZME YARIŞLARI
    Nasreddin Hoca sofraya oturmuş. Bakmış çorba tasında iki sinek. Hanımına seslenmiş:
    " Hatun koş, yüzme yarışları başladı. "


    AYRAN NİYETİNE
    Nasreddin Hoca yoğurt yerken, tahta kaşığı kırılmış. Çaresiz tabağı kafaya dikmiş. Onu bu halde gören hanımı:
    " Hoca, bu ne hal? Yoğurt öyle yenir miymiş? " deyince Nasreddin Hoca:
    " Kaşık kırılınca yoğurdu ayran niyetine içesim geldi. " demiş.


    HOCA'NIN HANIMI HORLUYOR
    Gecenin bir vakti hanımı horlarken, Nasreddin Hoca'yı uyku tutmamış. Aradan bir saat geçmiş. Duvarlar sallanmaya başlayınca hanımı aniden uyanmış, yatakta oturumuna gelmiş:
    " Hoca, gürültüye uyandım. Ben horluyor muydum? " diye sormuş.
    Hoca:
    " Ne horlaması, hanım? Gök gürledi. Belli yağmur yağacak. " demiş.


    HOCA HAVUZA DÜŞÜYOR
    Nasreddin Hoca, içinde balık var mı diye bakarken, havuza düşmüş. Başlamış feryat etmeye:
    " İmdat! Yardım edin, boğuluyorum. "
    Kimse oralı olmamış. Adamın biri:
    " Hocam, sen yüzme biliyordun ya, " demiş.
    Bunun üzerine Nasreddin Hoca:
    " Doğru, nasıl da unutmuşum? " demiş, iki kulaç atmış ve havuzdan çıkmış.


    SON

  2. #2

    Standart

    KURTLAR VADİSİ
    Nasrettin Hoca bir gün eşeğine binmiş kasabaya gidiyormuş. Yolda bir köylüye rastlamış. Selamlaşıp tanışmışlar. Köylü onun hiç sevmediği Nasrettin Hoca olduğunu anlayınca, kasaba o yanda değil bu yanda deyip, Hoca’yı bataklığa yönlendirmiş. Hoca olayı hemen anlamış. Köylü Akşehir’e gidiyorum deyince, Akşehir bu tarafta deyip, köylünün kurtlar vadisine gitmesini sağlamış.


    HOROZ DÖVÜŞÜ
    Nasreddin Hoca’nın horoz dövüşlerine yeni merak sarmış bir arkadaşı varmış. Birlikte gidip pazardan dövüşken bir horoz aramaya başlamışlar. Derken arkadaşı bir horoz beğenmiş. Satıcıya adı ne bunun diye sormuş. Satıcı adı Yiğit demiş. Arkadaşı horozu almış. Daha sonra yiğit hangi dövüşe girse dönüp kaçmış. Tabii ki rakibi de peşinde. Yiğit kaç dövüşe girdiyse hiç yakalanmamış.
    Arkadaşı Hoca’ya: “ Hoca ne iştir? Benim yiğit neden dövüşe girmeyip kaçıyor?” demiş.
    Hoca: “ Bilmez misin Selami yiğitliğin onda dokuzu kaçmaktır. Ne yapsaydı yani dövüşe girip de yara - bere içinde mi kalsaydı? Bak şuna hiçbir yerinde çizik bile yok. Hey maşallah! “ demiş.


    HAZIRLOPÇU
    Nasreddin Hoca bir gün balık avına gitmiş. Dere kenarında bir ağacın altına oturmuş. Oltasını çıkarmış. Kancanın ucuna yanında getirdiği küçük beyaz kurtçuklardan birini takmış suya fırlatmış. Başlamış beklemeye.
    İki üç dakika geçmiş geçmemiş büyükçe bir balık oltanın önünde peydah olmuş. Balık oltanın etrafında birkaç tur atmış ve yemi kancasından çıkarıp yemiş. Nasreddin Hoca bu işe çok şaşmış.
    Kancanın ucuna bir kurtçuk daha takmış. Balık aynı şekilde kurtçuğu yemiş kancaya tutulmamış. Nasreddin Hoca balığa oyun oynamaya karar vermiş. Oltanın ucundaki kancanın ucuna biraz daha küçük bir kanca takmış suya fırlatmış. Az sonra balık alışkın hareketlerle gelmiş küçük kancayı kurtçuk zannedip ısırmış ve oltaya yakalanmış. Başlamış çırpınmaya. Nasreddin Hoca hemen oltayı sudan çıkarmış ve balığı tutmuş:
    “ Seni köftehor bütün yemleri yedin bitirdin. İyi alışmıştın hazırlopçuluğa. Ben buraya doyunmaya gelmiştim doyurmaya değil ” demiş ve balığı pişirip afiyetle yemiş.


    TADI TUZU
    Nasreddin Hoca’nın çocukluğunda annesi komşuya soğan istemeye gönderir. Nasreddin komşunun kapısına gelince içeriden gelen konuşmaları duyar. Kapıyı çaldığı anda konuşmalar kesilir. Biraz bekler fakat kapıyı açan olmaz. İkinci defa daha kuvvetlice çalar. İçerden kulağına gülüşme sesleri gelir. Bu duruma canı sıkılır. Evine döner. Annesine komşu gezmeye gitmiş der. Akşam yemeğinde soğansız lezzetsiz çorbayı içerler.
    Aradan birkaç gün geçer. Nasreddin’in evde yalnız olduğu bir gün kapı çalınır. Nasreddin kapıyı açar. Gelen komşunun oğludur.
    Komşunun oğlu: “ Arkadaşım nasılsın? Evde yemek pişiriyorlar. Aksilik bu ya tuz kalmamış. Tuz istemeye geldim “ demiş.
    Nasreddin: “ Geçen günlerde size soğan istemeye gelmiştim. Kapıyı bile açmadınız. Üstelik bir de gülüyordunuz. En çok da senin sesin duyuluyordu. Biz o akşam çorbaya sizin gülüşlerinizi doğradık. Pek lezzetli oldu. Şimdi sen benden tuz isteme. Tuzun yerine şu kahkahaları yemeğe karıştırın. Tadı tuzu yerine gelir “ der ve hah hah ha diye güler.


    Nasreddin Hoca Fıkraları - Gönül Yayıncılık - Sayfa: 101- 126 - 137 - 139 Kitabın Yayın Yılı - 2019

Bu Konu için Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •